İkizalevler ve Çakralarımız

İnsanoğlu 7’li çakra sistemine bağlı olarak işler. Bu çakraları enerjitik bedenimizin organları gibi düşünebilirsiniz. 7 çakra sırası ile kırmızı çakra, kök çakramız, turuncu çakra, hara diye adlandırdığımız enerji merkezimiz, sarı çakra, solar pexus diye adlandırdığımız enerji merkezimiz, yeşil çakra, kalp çakrası, mavi çakra, boğaz çakrası, koyu mavi, üçüncü göz çakrası ve son olarak menekşe moru, başımızın üzerinden bulunan taç çakrasıdır.
Dünyamızın evren içerisindeki hareketinden ötürü, enerjitik boyutunun 3. boyuttan beşinci boyuta geçmesi ile kuşak atlamış, çakra sistemi 2012 yılı itibarı ile 7’li sistemden 12’li sisteme dönüşmüştür. Bu konudan farklı bir yazımda bahsedeceğim.
Bu 7 çakra bedenimizde aşağıdan yukarı doğru sıralanmıştır. Kök çakra kuyruk sokumumuzda, hara göbek deliğimizin birkaç santim altında, solar plexus gögüs kafesimizin ortasında, kalp çakrası kalbimizin üstünde bedenimizin ortasında, boğaz çakramız boynumuzun üst kısmında, üçüncü göz iki kaşımızın arasında ve son olarak taç çakra da alnımızın tepesinde yer almaktadır. Eğer arkası dönük bir insanı gözümüzde canlandırırsak, ilk 5 çakramızı omuriliğimiz üzerinde sıralanmış olarak düşünebiliriz.
Çakralarımız bizim enerji merkezlerimizdir. Günlük işlerimizi yürütmek, düşünmek, duygularımızı hissetmek için enerji bedenimize ihtiyaç duyarız. Bu enerji bedenimiz aynı fiziksel bedenimiz gibi işler. Nasıl ki, bir damarımız tıkandığında tüm vücudumuzla ilgili bir problem yaşıyorsak, aynı şekilde enerji kanallarımız da tıkandığında bu durumu tüm hayatımızda, duygusal durumumuzda ve bedenimizde olumsuz olarak hissederiz. Kendimizi yorgun hissederiz, unutkanlaşabiliriz veya baş ağrımız olabilir. Bunlar enerjitik bedenin, fiziksel beden üzerinden verdiği alarmlardır.
Enerjetik bedenin bir başka görevi de duygu hafızamızı frekans olarak tutmaktır. Beyin genelde bu konuda çok tembeldir. Kendinizi 5 sene önce aldığınız duygusal bir kararın nedenlerini sorgularken bulabilirsiniz ve aldığınız karar size 5 sene sonra mantıksız gelebilir. Halbuki o anki duygu ve hislerinizi hafızanıza çağırabilseydiniz, almış olduğunuz karar size tekrar, aynı o günkü gibi doğru gelecekti. Bu olgu duygu hafızamızın geçici olduğuna işaret eder. Bundan dolayı enerjetik beden tüm duygu hafızasını tutar, yani o zaman meydana gelen olaylar iyi veya kötü, enerjetik bedeninizde frekans olarak kalır. Bu da bir çeşit hafızadır ve arada bir temizlenmesi gerekir. Nasıl ki, bilincimizde tuttuğumuz şeyleri unutarak bilinç altımıza atıyor ve bilinç altı kendini rüyalarla temizliyorsa, aynı şekilde enerjetik bedenin de hafızasının arada bir boşaltılması yerinde olur. Enerjetik beden temizliği için birçok yöntem mevcuttur. Bunlardan bazıları enerjetik şifa almak, bedeni topraklayarak toksik enerjinin aşağı akışını sağlamak veya enerji meridyenleri üzerinde “EFT” yöntemi ile blokajları ve tıkanıklıkları kaldırmak.
Bunun dışında basitçe kendi başınıza yapabileceğiniz birkaç yöntem de duş almak, mavi veya mor gibi, daha yüksek frekansı olan renkler giymek ve doğada dolaşmak.
Çakralarımız bizi çevremizle, dünya ile, kozmik evren ile bağladığı gibi, birbirimize bağlanmak için de gene çakralarımızı kullanırız. Mesela, empati yeteneği gelişmiş ayna nöronlar ile mümkünken, bu nöronların doğru çalışması beyine yakın duran koyu mavi, indigo dediğimiz renkte olan çakramız ile de ilgilidir. Veya birini sevmek için kalbimize ihtiyaç duyarken göğsümüzde hissettiğimiz duygu, kalp çakramıza aittir. İnsanların nasıl elleri kavuşur ise çakraları da görünmeyen eller ile birbirine kavuşur. Biz buna enerjetik kordon ve enerjetik uyumsal akış diyoruz.
Çiftler genelde bir araya geldiklerinde ilk çekimin içeriği çok önemlidir. Bu kişinin sizin hangi çakranızdan çekim hissederek hayatınıza girdiği, sizi nasıl bulduğu çok önemlidir. Şöyle ki, sevişme arzusu ile başlayan ilişkiler genelde kök çakra çekimi ile olur, bunun aksine manevi bağ ile başlayan ilişkiler taç çakra çekimi ile olur. Eğer birinin aklından etkilendiyseniz yüksek ihtimalle üçüncü göz çakrasının çekimi devrededir.
Yazının başında anlattığım çakra sıralamasında kırmızı rengin aşağıda, mor rengin en tepede olduğunu hatırlayalım. Bu sıralamaya göre ilişkilerinize aşağıdan mı yukarıdan mı bağlanarak başladığınız çok önemlidir. Kök çakra etkileşimi ile başlayan ilişkiler genelde karmiktir ve kısa sürelidir. İlişkileriniz taç çakra ve üçüncü göz ile başlıyorsa, bunlar ruhani ve uzun sürecek olan bir ilişkiye tekabül eder.
Günümüzde yaşanan çoğu ilişki genelde ilk süreçlerini geçmeden hızlandırılmış bir şekilde başlıyor. İnsanlar birbirini tanımadan, sohbet etmeden kendilerini yatakta buluveriyorlar. Bu tip ilişkiler size fayda sağlayacağı yerde daha çok zarar veriyor, çünkü bu ilişkide en son bağlanması gereken çakra en önce bağlandığından diğer çakraların bağlanma süreçlerini etkiliyor, yavaşlatıyor veya bu bağ hiç kurulamıyor. Bağ kurulamayınca arkadaşlık, iyi düşünme hali olmuyor ve ilişki yüzeysel bir boyutta devam ediyor. Negatife kolayca sürüklenen kırıcı davranışlar yaşanıyor. Bu sonucun ortaya çıkmasının en büyük sebeplerinden biri kırık kök çakra ve içimizdeki incinmiş çocuğu anımsatan hara çakramızdır.
Çakramız kırık ise kendimize çakrası kırık birini çekeriz. Bu bizim enerjetik bedenimizin tamir olma ve karmanın bize kendini gösterme şeklidir. Bu ilişkiler genelde çok yoğun bir cinsel istekle başlar ve siz bunu zaten baştan sevgi ile karıştırmışsınızdır. Çünkü kök çakranız kırık olduğundan sevgiyi hissetme yolunuz tıkanmış ve zarar görmüştür. Aslında sevgi nedir tam olarak anlayamazsınız. Bundan dolayı karşınıza çıkan her türlü bağ size sevgi gibi gelir. Bu ironik bir durumdur fakat bu yol da bir yoldur sonuçta ve sizi ulaşmak istediğiniz yere mutlaka götürecektir.
Bu durumda yapılması gereken şey kök çakrayı onarmaktır. Toprak ana, siz, gökyüzü ve kozmik evrenin birlikteliği ile akışınızı düzeltmek bu çakranın iyileşmesi için gereklidir. Bu akışı birkez sağladığınızda bir daha aynı olumsuz durumu yaşamazsınız.
Enerjetik iyileştirmeler, topraklanma rituelleri bir yöntem olduğu gibi cinsel perhiz de bu çakranın iyileşmesi için basit ama aynı zamanda zor bir yöntemdir. Çünkü kök çakrası kırık olan kişi bu kanalla, yani cinsel ilişki kurarak beslenir. Bu beslenme şeklinin kırık çakranıza hiçbir faydası olmaz, tam tersine durumu kötüleştirir, çünkü alışkanlık yapar. Her türlü alışkanlık kötüdür. Meditasyon yapmak bir bağımlılık haline gelmiş ise bu bile kötüdür, zira yaradanın inayeti hiçbir araca gerek duymaz. Siz eğer enerjilerinizi yüksekte tutmak için sürekli meditasyon yapıyor, bu durum bittikten sonra enerjiniz yerlerde sürünüyorsa burada bir terslik vardır. Öncelikle enerjetik bedeninizi uyumlandırmanız, iniş çıkışların sertliğini yumuşatmanız gerekir. Yoksa bunun madde bağımlılığından hiçbir farkı kalmaz. İhtiyacınız olan yüksek enerjiyi alınca çok yükselir, etkisi geçince çok düşersiniz. Herşeyde “denge” aradığımız gibi bu konuda da dikkatli olmalı, uçlara doğru gitmemeliyiz.
Son olarak ister gözünüzle görün ister görmeyin, herkesin enerjetik bedeni ve duygu durumuna göre değişen renk frekansları vardır. Bedendeki hastalıklar enerjetik bedene kara lekeler gibi yansır. Bu kavram belki çoğunuza uzak geliyor fakat doğru bakış açısı bunun varlığını red etmemektir. En azından, “olabilir, bilmiyorum” gibi daha yumuşak düşünce kalıpları sizi kendinize ve ruhunuza daha çok yakınlaştırır.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s