Divine Feminine and Divine Masculine Energies / İlahi Dişi ve İlahi Eril Enerji

İlk önce yazıma ilahi maskülen enerjiden bahsedeceğim. Daha sonra başka bir gün ilahi feminen enerjiyi ekleyeceğim.

İlahi maskülen enerji koruyan, kollayan, aktif, kontrol eden, kahraman ve rasyonel bir yapıya sahiptir. Erkek enerjisinin agresif, hedef odaklı, rekabetçi, doğrucu ve mantıklı tarafları, ruhaniyet anlamında ilahileştikçe bu özelliklerde önce çıkma yerine doğru ve yerinde kullanma gözükür. Erkek artık bu özellikleri ile kadını korkutan bir varlık olmaktan çıkmıştır. Tam tersine kadınını kollayan, koruyan, onun için herşeyi yapmaya hazır, onun iyiliğini ve önceliğini düşünen, ona zarar gelmesin diye caba harcayan hale gelmiştir. Bu özelliklerini bir kadın üzerine yönelten ve onu düşman gibi gören erkekler ilahi yoldan oldukça uzak, iyileşmeye ihtiyacı olan kişilerdir. Özünde bu özellikler hiçbir zaman bir kadına karşı kullanılsın diye verilmemiştir. Bunlar tanrının en aktif güçleridir. Bunun karşılığı olarak feminen enerji de içgörüsel, hisseden, duyumsayan, sevgi ve merhamet gösteren, besleyen, uzlaşmacı, empatik ve karşılık veren bir enerjidir.

Her insanın içerisinde yaratıcı güç bulunur, bu güçle beraber eril ve dişi enerji de bulunur. Bunların simya ile bir araya gelmesi ve dengelenmesi durumunu daha önceki yazılarımda bulabilirsiniz. Nasıl evrende her şeyin bir tersi varsa, yani konuya çok bilimsel yaklaşırsak madde dediğimiz şeyin bile ters-madde si varsa, yada çok bilindik yaklaşırsak, karanlık olduğu için aydınlık varsa, yada tam tersi, işte aynı bu şekilde kadın ve erkek de polarite göstererek iki ayrı uçta ve bir araya geldiklerinde bir bütün olacak şekilde varoluşlarını sürdürmektedir. Taoizm deki ying yang işareti, eril ve dişi enerjiyi, gece ve gündüzü, güneşi ve ayı ve daha sıralayamayacağım kadar uzun bir polarite listesini simgeler. Bunun özü, yarlık ve yokluk kavramlarına kadar dayanır. Konumuza dönersek buradaki polarite içerisinde ilahi maskülen enerjinin duruşu nasıldır ve karşı polarite uçtan nasıl algılanır ve uyumlanma süreci nasıl kolay atlatılır bunlardan bahsetmek istiyorum.

Şimdiki bildiğimiz dünya var olduğundan beri anaerkil toplum ve ataerkil toplum sürecinden de geçtiğimizi düşünürsek, savaşlar, ölümler, kayıplar, yağmalamalar, tecavüzler, yakıp yıkmalar, istismarlar ve terörizm gibi her türlü negatif karmayı yaşamış bir toplumuz ve yaşamaya da devam ediyoruz ne yazık ki. Eril enerji avlanmak için öldürmeyi baz olarak tutarken, biz birbirimizi öldürür hale nasıl geldik bu bir muammadır benim için. Ego ve akıl, rekabet, üstünlük, para gibi unsurlar, eril enerjiyi yolundan çıkarmış ve barışçıl olmayan bir yapıya dönüştürmüştür. Bu yapıya da dünya düzeni adı verilmiş ve herkes bu yalanı bu şekilde yaşamaya başlamıştır. Savaş tetiklenir olmuştur. Eril güç kavramı yerini makina ile başka bir güç kavramına bırakmıştır. Güç kavramı ülkeler arası da popüler hale gelmiştir. Şu anda maskülen enerjinin ulaştığı güç kavramı ile özünde olması gereken güç kavramı ile arasında dağlar kadar fark vardır.

Bunun sebebi insanın fiziksel ve zihinsel olarak evrimleşirken, ruhani evriminin yavaş ilerlemesi (bundan başka bir yazımda bahsedeceğim) veya daha doğru ifade ile geriden gelmesidir. İkizalevler de bu zamanda tüm bu negatif enerjileri çözerek daha barışçıl bir ortam yaratmak için buradadırlar. Saf sevgiden yaratılmış bu varlıklar etraflarındaki negatifi alır onu açığa çıkarır ve pozitife dönüştürürler. Bunu otomatik olarak yaparlar. Daha üst boyutlara ulaşmış ikizalevlerin güçleri dünya ötesine ve galaktik boyuta kadar uzanır. İşte bu görünmeyen güç, bu halihazırda görünen güce karşı her an bir etkileşim durumundadır. Korkuyorsanız kendinizi güvende hissedin. Hepimizin evi olan dünya’da korkulacak birşey yoktur.

Eril enerjinin alt yapısındaki karmalardan biri de şehit veya gazi olma halidir. Savaşla beraberinde gelen bu kavramlar, eril enerjiyi kökünden yaralamıştır. Burada dişi enerjinin yapması gereken duruma sevgi vermesidir. Şimdi bir savaş çıksa, yaşı ve fiziği uygun tüm erkekler kadın ve çocukları korumak için savaşa gitmek zorunda kalacaklar ve bu drama tekrar eril enerjinin azaltılması ve yok edilmesi sonrasında dişi enerjinin yası ve tahribatı olarak geri dönecektir. Böyle bir kısır döngü içerisinde ilerlemenin hiçbir manası yoktur. Artık bir şekilde barışın gelmesi gerektiği aşikardır.

Burada dişi enerjiye büyük görev düşer. Dişi enerji hiçbir aksiyon almadan sadece sevgisini eril enerjiye akıttığında bile hayatımız daha uyumlu hale gelecektir. Dişi enerjinin iyilik ile beslemesi, sevgiyi koşulsuz olarak vermesi, bu çok önemlidir. Yaratıcı olma, anne olma, doğurma eylemi bu yüzden kadına verilmiştir. Çocuğunuza karşı duyduğunuz koşulsuz sevgiyi tüm insanlığa karşı duyduğunuzu düşünün, buna ister ütopya ister düstopya veya üstopya deyin, nasıl etiketlerseniz etiketleyin, bizi kurtaracak tek yok sevgi ve aşk yoludur.

Kadını hor görme, aşağılama, saygı göstermeme, korumama, düşman tavırlar içine girme, agresif davranma, saldırma, ezme bunlar hep negatif eril enerjinin mahsülüdür. Eril enerji artık kendine daha çok güven duymalı ve ilahi maskülen enerjiye geçiş yapmalı, dil, din, ırk gözetmeden barış için kolları sıvamalıdır. Yoksa böyle bir empati kurmak için hepimizin başına aynı şeyin mi gelmesi gerekir, insanın ruhani evrimi artık bu noktayı geçmiştir. Salgın hastalıklar, seller, depremler, hepimizin başına gelince bizi yaklaştıran şeylere artık ihtiyaç duyulmamalıdır. İnsanoğlu kendi ruh evrimini bunlara ihtiyaç duymadan tamamlayabilecek, kendi yaşadığı eve sahip çıkacak bilinç düzeyine ulaşmıştır. Gelecekten korkmayın, gücü anlamaya çalışın ve bunu sadece pozitif yönde kullanın.

İlahi maskülen enerji; yöneten, koruyan, iyiliği özümsemiş ve çok güçlü bir enerjidir. Sizin ikizleviniz de öyle değil mi? Derinlerinde bunları hisseden erkekleri, doğru yoldan hiçbir şekilde çıkmayan erkekleri kutluyorum. Tüm insanlık hallerimizle ve tüm hatalarımızla, gene de burada olmak ve var olmak müthiş bir deneyimdir. Aynı şekilde feminen enerji de maskülen enerji ile uyumlu ve eşit olma hakkına sahiptir. Bunu bir hak olarak ortaya çıkmış olması bile yanlış bir yönlendirmedir ve bir yanılsamadır. Maskülen ve Feminen enerji özünde eşit ve uyumludur. Tüm evrenin düzeni de bunun üzerine kurulmuştur. Feminen enerji bir tamamlanmaya ihtiyaç duyar, Maskülen enerji de gelip, her ne koşulda olursa olsun, onu tamamlar, ilahi çekim yasası, her türlü koşulda işler. Buna inanın.

Maskülen Enerji Feminen Enerji ile uyumlandığında herşeye kadirdir. Bu ülkede ailesi tarafından fiziksel şiddet görmüş, çocukluğunda derin kayıplar yaşamış, sürekli rekabet etmeye zorlanmış, tacize uğramış, cinselliği bastırılmış ve yanlış yönlendirilmiş birçok erkek olduğunu düşünüyorum. Onlara buradan sevgilerimi ve saygılarımı yolluyorum, o yoldan geçmeden nasıl olduğunu bilemesek de çok zor olduğunu biliyoruz. Size derin bir empati ve hoşgörü ile yaklaşmak en doğrusu olacaktır. İnsan yapısı gereği sürekli bir arayış içerisindedir, oysa aradığı şey kendisinde mevcuttur. Umuyoruz ki etrafına dehşet saçan erkekler her ne arıyorlarsa en kısa sürede bulurlar ve bu alışılmış ve yanlış yapı biran evvel çöküp yerini daha uyumlu ve güzel bir hale dönüştürür.

İlahi feminen enerji genel bakişta ilgi gösteren, besleyen, durağan ve güçlü bir yapıya sahiptir. O hiç konusmadan bile bu gücü duruşundan hissedebilirsiniz. İlahi feminen enerji, kendi gücünü maskülen enerjide oldugu gibi aktif olarak kullanma ihtiyacı içinde değildir. O daha çok adalet ve merhamet uzerinde durur. Bu enerji negatif hale dönüştüğünde aktif, talepkar, kıskanç, sabırsız ve kötülük yapmaya meyilli hale düşebilir. Bu hal diğer bağlı bulunduğu kişiler için gerçekten olumsuz bir durum oluşturur. Alma ve verme dengesinde dişi enerji alan taraf olduğundan, alma eylemi gerçekleşmezse  ve ihtiyaç karşılanmazsa bu olumsuz bir kişilik yapısına ve yaşam süreci ile ilgili büyük hatalara dönüşebilir.  İhtiyaçları karşılanmayan feminen enerji bu ihtiyacı kendisi karşılamaya ya da karşılayacak durumlar aramaya eğlimlidir, bu da gene feminen enerjiyi başladiğı olumsuz noktaya geri getirecektir.

Feminen enerjinin olumlanması için maskülen enerjiye ihtiyaç vardır. Bu maskülen kaynağı her kadın kendi içerisinde bulabilir. Önemli olan dişi ve eril tarafların dengeli olarak işlemesi ve dişi tarafın kendini güçsüz hissetmemesidir. İkizalev çiftlerinde genelde karşılaşılan durum erkek olan tarafın kaçması ve kadın olan tarafın kovalaması üzerine kurulmuştur. Buradaki dinamik doğa kurallarına ters olsa bile bu feminen enerjinin kendi özünü bulmasına ve kendini sevmesine kadar inen bir uyaniş ve yeniden doğuş için gereklidir. Feminen enerji bu durumda masküleni takip etmeyi bırakacak, kendi içine dönüp kendi değerini ve özündeki gücü keşfetme yoluna gidecektir. Feminen enerji ancak özüne ulaştığında doğa kanunları tekrar işlemeye başlayacak, feminen enerjinin çekim gücü ile maskülen enerji uyanacak ve erkek olan tarafın kadın olan tarafa dönüşü başlayacaktır. Bu da bir günde olacak birşey değildir. İşte tam da bu yüzden geri dönüşler ve ayrılıklar uzun sürmektedir. Eğer kendi içinizde dişi ve eril tarfınız dengede ise ve simyasal bir birleşme yaşadıysanız ve hala ikizalevinize kavuşamadıysanız burada karmik bir durumdan bahsetmek mümkün olur.

Feminen enerji kendi özüne ve ilahi güce uyumlandığında, mucizeler yaratabilecek güce sahiptir. Tanrının yaratıcı enerjisini de kullanarak etrafına ışık saçan ve parlayan bir hal alır. Alma verme dengesini yerine getirmiş, içindeki bastırılmış feminen gücü keşfetmeye başlamıştır.  Bu güç özünü sevgiden alır ve bu sevgiyi dısarı doğru koşulsuz bir şekilde yansıtır. Dişi sevgiyi özünde bulduğunda sevilme ihtiyacı da ortadan kalkacağından tam ve bütüncül bir yaklaşımla kendi ile birleşir ve etrafina sevgiden bir nur saçar. Bu tıpkı toprak ananın tüm doğayı kucaklamasına benzer ve burada maskülen enerjiye sahip cennet baba yağmurları yeryüzüne indirerek toprak anayı besler ve doldurur. İşte bu ilahi bir uyumdur. Dişi enerji duruşu ile dağ gibidir ve eril enerji onun üzerindeki kardır. Bunu bu şekilde tanımlamak basite indirgemekle beraber bir saflaştırmayı da beraberinde getiriyor.

İşte ilahi feminen enerji , derin bir kabul ediş içerisindedir. Bu kabullenme ve teslimiyet maskülen enerjiye ve olana karşı kendini gösterir. Tıpkı bir ağaç gibi rüzgar estikçe sadece yaprakları oynar ve kökleri gene toprak anada sağlam bir şekilde durur. İlahi feminen asla ceza veren bir yapıya sahip değildir tam tersine anlayiş gösteren, besleyen, ilgi gösteren, bakan ve büyüten bir yapıya sahiptir. Herşeyi bu yöntemle çözer ve bundan emindir.

Sözlerime son verirken, dişi enerjinin kendini bulması ve ifade etmesi ile maskülen enerji harekete geçmiştir. Çogu ikizalev erkeği icindeki savaşı bitirerek bu günlerde kadın eşine yönelmeye başlamıştır. Kadın taraf ise buna cevap vermekte geç kalmayacaktir. Bu şekilde tekrar kurulan denge ile 4 yıl süren uzun uğraştan sonra 21 Aralıkta açılacak olan kapıdan hepimiz huzurla geçeceğiz. Kadın terk edilme endişesini birakmış olacak ve erkek de kontrol etme icgüdüerini daha teslimiyetçi  bir hale büründürecek diye umuyorum.

Sevgiyle kalın, yaşama bağlı kalın, önde kalın, esen kalın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s