7 Yorum

  1. 3 yıl 3 aydır ikiz alevim ile tanışıyoruz ve üç yıla yakın bir süredir uyanmış durumdayız. Tanıştıktan 6 gün sonra ayrıldık. Ayrıldıktan 6 sonra uyandık. Bu aradaki süreçte ben kimseye aşık olmak ve sürünmek istemediğim için sürekli onu unutmaya çalıştım, ama yapamadım, zihnimden hep onunla konuşuyordum. 5. Ayın sonunda sürekli rüyalarıma girip benimle konuşmaya başladı. Ben onu unutamadığım için öfkeden kuduruyordum bazen. Sonra kabullendim, ayrıldığım birini sevdiğimi kabullendim. Ve enerji bedenini hissetmeye başladım. Bana aşık olduğunu hissediyordum, ama hislerime güvenemiyordum. Bir rüyamda onunla sadece ikimizin anlayacağı bir şekilde internetten yazışıp birbirimize ilanı aşk ettiğimizi gördüm. Bu süreçte ben telefonumu bile değiştirmiştim. Hiç konuşmadım onunla, hiç peşinden koşmadım. Bu rüyadan bir hafta sonra kendime instagram hesabı açtım. İkinci gününde beni takip etmeye başlayan bir hesap dikkatimi çekti. Fake bir hesaptı. Fakat o olduğunu anladım. Aslında 3 D de onun karakterini bilmezdim. Ama kalbim o hesabı görür görmez o olduğunu anladı. Sonra dm den ad soyadını yazdım ‘?’ bıraktım. Sonra farklı farklı bir çok fake hesaptan beni takip etmeye başladı. Kendisi kim olduğunu hiç söylemedi. Ama ikimiz de benim bildiğimi biliyorduk. Bu şekilde bana dönmek istediğini ifade etti, ben de itiraf ettim. Fakat annesinde problem çıktı. Babası zaten yok. (İkimiz de bekarız). Ne yaptıysa ikna olmadı. Annesinin kendisinden başka kimsesi olmadığı için onu karşısına alamadı. Evlenmek için yanında duran kimsesi yoktu. Ben onunla görüşmek istiyordum. Fakat o evlenemediğimiz için görüşmekten hep kaçtı. Görüşünce benim onu terk etmemden korktu. Yazılımcı olduğu için beni telefonumu hep izler, hatta mikrofondan evimde konuşmalarımı dahi dinler. Ben de bunun farkındayım, bazen onunla konuşurum bu şekilde. Ama hâlâ resmen kendini itiraf etmedi. Hâlâ buluşmadık. Neredeyse üç yıldır fake takılıyoruz. Ben onun ailesinin hesaplarını da gizlice takip ettiğim için ailesinden de haberim var. En son fake bir şekilde tekrardan görüşmek istediğimi söyledim. Amacım evlilik baskısı değil, sadece onu görmek konuşmak istiyorum, fakat yine reddetti. Ben de çok yoruldum. Hayat çok anlamsız şu an benim için. Ben fake yazmasından bıktım artık. Ben artık normal insanlar gibi iletişim kurmak istiyorum.

    Liked by 6 people

  2. 2012 yılın ağustos ayında tanıştık. O beni buldu benn değil. Onu bulama kadar içimde hep bir boşluk vardı arayış içindeydim. O boşluğu doldurmak için başka insanlarla iletişime geçmeye çalıştım arkadaşlıklar kurmaya çalıştım. Ama olmadı o boşluk içimi yiyordu adeta. Birisine aşıktım ama kime birini seviyorum ama kimi onu arıyordum ama bulamıyordum. Bu arayış beni kötü bir yola doğru itebilirdi. Sonra bir anda o bana yazdı. Adı sahteydi. Kimliği gizli. Onu ilk gördüğüm andan itibaren o boşluk doldu. Onu tanıdığım günün ertesi günü kendim ve onun için dua ederken buldum kendimi. 1 sene geçmeden gerçek kimliği ile karşıma çıktı. Yabancıydık ama güven vermiştik birbirimize. Aramızda kilometrelerce yol vardım aramızda yaş farkı vardı. Arazmıda medeni hal farkı vardı. O erkek ben kadındım. Çok fazla ruhani birleşme yaşadık. Ayrıldık yşnr barıştık. Koptuk yine bağladık. İlk ve son kez 2016 yılında bir kış günü soğuk ama temiz bir evde birleştik. Bana çay demledi. Ben simit aldım. Çay içip simit yedik. Sonra sarıldık sonra öpüştük sonra seviştik. Bu öylr bir sevişmeydi ki bir kutsama, bir ayin bir tören . Acı yok, itip kakma yok, şiddet yok, tertemiz, doğal, dans gibi, ruhani, ibadet gibi inanılmaz bir haz. Sonrası oturduk karşı karşıya o gitar çaldı ben şarkı söyledim. Sonra ben evime döndüm ve bir daha hiç birşey eskisi gibi olmadı. Ben artık eski ben değildim. O geldi ben git dedim. Onu Red ettim. 2018 yılında en son kısa bir tel konulması ve bitti. Veda yok görüşürüz dedik. Ama bir daha görülmedik. 2 senedir. Hiç görmedim duymadım. Ama ruhununu ruhunda hissediyorum ikiz ruha dair bütün semptomları yaşıyorum. Yine birleşme olur mu bilmiyorum. Beni bir yerlerden izlediğini gördüğünü biliyorum hissediyorum. Zaman zaman vücut ısım artıyor onun kokusunu alıyorum. Rüzgar estiğinde auramın içinde olduğunu hissediyorum. Dahası da var. Ve bunun son olduğunu biliyorum. Burası sondu bundan başka son olmayacağını biliyorum. Onun içinde öyle. Çünkü o ruh eşini buldu. Ama ben onun ikiz ruhuyum. İkiz ruhlar bir tanedir ve tektir

    Liked by 1 kişi

  3. Cok kotu bir zamandi. Hicbirseyin anlami yok gibi. Hersey serilmis onume ama ben ariyorum birsey. Hicbirsey tatmin etmiyor. Onsuzluk zor. Daha ikizalev nedir filan hicbir bilgim yok.
    .Bu tanidiigim birsey ki tanimasam nasil boyle bir ozlem duyulur? Ben bunun ne oldugunu anlamaya calisyroum. Sevgiliyi ariyorum! Herseyin otesinde sevebilecegim, hicbir kosulun sevgimin onune gecemeyecegi…derinlerde olan gerceklik bu. Tersler duz, duzler ters oldu. Çok sevgili olan ve bir cicek gibi kat kat guzelliklere sahip olan bilinmeyen , bildirilmeyen ve hic bitmeyen…
    O da ariyordu benim gibi. Ama bende oyle bir hal ki aradigimi bile bilmiyor gibiyim. Kalbimi korumak icin ustune kat kat perdeler ortmusum. Herkes hersey yabanci. Hicbirsey bana ait degil. Anlamaya calisiyorum… o tarafta degil, bu tarafta degil, hickimse senden bahsermezken nasil herkes senden bahsedebilir. Herseyken hicbirsey, h8cbirseyken hersey olmak…
    Onlayken onsuz gibi, onsuzken onla gibi…Onsuz beni bana bildirecek birsey bulabildim mi?
    ….

    Liked by 1 kişi

  4. evliydim.. ve evliydi.. arkadaşımın eşi.. ilk tanışma benim evimde gerçekleşti. akşam çay içmeye gelecekler. bende bir heyecan sebebini bilmiyor evde dört dönüp hazırlık yapıyorum… o gün anlamadığım heyecanımı seneler sonra anladım hiç tanışmadığım birini hissetmek gelecek diye havalara uçmak anlamsız ama anlamlı sadece hissedenin bileceği bir his..
    o tanışmadan sonra ne zaman onu görme ihtimalim olsa aynı oldum kendime dahi itiraf edemedim kendimden kaçtım inkar ettim öteledim.
    eşimden 2014 yılında ayrıldım … ayrıldıktan bir süre sonra ona olan çekimim yükseldi çekim çoğaldıkça kaçtım hem kaçtım hem çekildim ona.
    ben kendimle boğuşurken böyle aynı odada kalabalık dahi olsa o elle tutulacakmış gibi hissedilen yoğun hisleri biri anlayacak diye ödüm kopardı. ve o anlayacak diye.. ufak ufak bakışlarını yakalamaya yalnız kaldığımız kısacık anlarda onda da bir gerilme hissetmeye başladım..
    evde olmasa da varlığımı öğrendiğinde nerede olursa olsun koşarak gelmeye başlaması benim ona çekildiğim gibi onun da bana çekiliyor olduğunu görmek korkuttu beni .. kaçtım hep kaçtım ama hep görmek hissetmek istedim
    bi gün eşiyle çok şiddetli bir kavga yaşadı. o kavganın ardı ayrılıktı. 45 dakika telefonda konuştuk ve ben ayrılmaması için çabaladım. çabalarken yüreğim kanadı. her söylediğim dön yuvana imalarımda sustu sesi hüzün doldu hissettim canı acıyordu ve gitmek istemiyordu kalmak istiyordu.. içim acıya acıya gönderdim onu..
    aynı senenin yaz sonuna doğru ilk mesajı attı normal arkadaş gibi halimi hatrımı sordu… bi süre sonra yine.. ve bu konuşma kelime oyununa döndü… dur dedim yapma olmaz ne sen mesaj attın ne ben cevapladım .. anlamıyorum dedi ne söylemek istediğini… anlıyorsun yazma dedim..
    ama öldüm ben yüreğim ruhum sıkıştı yazarken…
    aylar geçti yıllar geçti hep birbirimizi görme isteğiyle kaçma arasında köşe kapmaca oynadık …
    yıl 2018 … iş yerime ziyarete geldi bir sigara içtik ve gitti…
    gelme diyemiyordum artık … bir akşam geldi ve biz herşeyden soyutlandık.. o heyecanı o titremeyi birbirimize bakarken yaşadığımız masumiyeti korkuyu hiç kimsede ne gördüm ne yaşadım o güne kadar …
    bir ay sonra ayrıldık vicdan azabıyla kavrulduk..
    tam üç defa sessizce gitti benden .. olmadı yapamadık yine koştuk birbirimize can havliyle … nefestik birbirimize …
    ve şimdi … öyle bir yükselme içindeyiz ki yan yana olmasak dahi birbirimizi hissediyoruz günlük ruh halimiz bir diğerinin haline göre şekilleniyor ..
    bir daha ayrılık mı ? rabbim göstermesin .. nefessiz yaşayamam kendimden ayrılamam ben.. ben senim sen bensin… diyoruz biz.. sen ben yok biz var.. kendine iyi bak yok kendime iyi bak var…
    o olsun herşeye göğüs gererim ben …
    ahlaksızlık mı? arkadaşımın eşiydi.. belki. ama yaşayan bilir .. biz karakterlerimize çok tezat olan aşktan öte hislerin içinde yaşıyoruz.. çok kaçtık hala vicdan çekiyorum ama kaderden kaçılmıyor…

    Liked by 1 kişi

  5. 17 yaşındayım.”Fazla kücük değil misin?” Sorusunu cok duydum ama verebilecegim bir cevabım yok..böyle olmasını seçmişim.14 yaşında buldum ikiz alevimi,aslında o beni buldu.Okulda 2 tane 8.sınıf vardi ve ben o haric herkesi tanıyormuşum.Ilk gorduğum günü asla unutamıyorum,ikimiz de unutamıyoruz.Ark.grubumuzla oturuyoduk,bastan aşagı süzdüm,içimde de anlam veremediğim bi his “bakmaz bu bana” dedim.saclarım kısaydı,kız gibi değildim,arkadaşlarım çirkin olduğuma çok inandırmıştı beni..geldi yanıma oturdu sohbet etmeye calıştı..Kalbim ilk defa öyle çarptı,hâla tarif edemedigim bi histir o.Sonra 1 yıl gecti aradan.Bi kavgada gördüm onu toplamış bütün okulu,en uzun boylusu,en yakışıklısı da o kafa tutuyo herkese.Ayni hissi tekrar hissettim o gün.Okul çıkışlarında ek dersler olurdu gitmek de yasaktı,derse girmek istemeyen dışarda otururdu.Karşıma gecmiş. 3 arkadaşıyla oturuyo ki o haric ikisini tanıyorum.Surekli bakıyodu.Arkadasım dondud dedi ki”latifeye bakmaz ha ama belki bana bakıyodur yakısıkli cocuk konussam mı” gulmustum,aliskindim da boyle seylere zaten.Ertesi gün biz bi şekilde sorgusuz sualsiz sevgili olduk.cok guzeldi.evime dönmüşüm gibiydi…1 hafta sonra ailem ögrendi ve izin vermediler.sanki o peri masalı bi anda yok oldu.Sinirli ve kıskanc birisine dönüştü dayanamadım ayrıldım.1 yıl ayri kaldık ama hic ayrı kalmışım gibi degildi.Hayatında birisi olmasıma ragmen hep beni düşünmüs,ben de hep onu dilemiştim.Tam bir yıl sonra barıştık.ayrılmalarımız cok oldu.2018 aralikta en son barismamizi yasadık.Peri masalı tekrar baslamış gibiydi,korka korka da olsa bi sekilde buluşuyoduk bazdn hic konusmuyoduk sadece yan yana oturuyoduk,bazen deli gibi sokaklarda kahkahalar atiyoduk,bazen sadece bakışıyoduk.Sonra bi anda gitti haber bile vermedi.Icimde cok buyuk bi seyin yıkıldıgıni hissettim.Sonra cekim yasasıyla,meditasyonlarla tanistim 3 ay hayatimi öyle devam ettirdim 3 ay sonra döndü..Yapamadim olmuyo sensiz der gibi döndü.Beni sinir etmek cok hosuna giderdi,durup durup benimle ugrasti sevgili degildik ama ayrı da degildik hep birbirimizden haberimiz oldu.Sonra hayatinda birisi oldugunu ögrendim 2 ay oluyor.kizla fotografini attim korkup engelledi beni her yerden.O gece ondan vazgectim,en zor gecemdi evet isyan da ettim,sacimi basimi da yoldum.Anlattigimdan daha zordu yasadiklarim gecen zaman 3 yil sonucta cok emek hele benim icin…dunyadan haberim yokken yasadigim seyler zor geldi.Vazgectigim gecenin sabahi ögrendim ikiz alevim oldugunu.Ilk andan beri biliyodum aslind aramizda bi kadersen bagin varligini ama adinin ikiz alev oldugunu ve bu yolculugun tam olarak da bu kadar zor oldugunu bilmiyodum.2 hafta kabullenemedim agladim.Ruyama geldi,gozumun icine baka baka”ruhumsun sen benim kabullen,korkma guven bana”dedi 3 gun ruyalarda buluştuk.Simasi ruyalarda cok farkliydi degismis gibiydi acaba dedim baska insan mi…degilmis gercekten oymus yeni fotografinda gordum.Ruyanizda nasik goruyosaniz gercek hayatinizda da öyleymis.Simdi biliyorum cok az kaldi.O uyanisa gecti ve benden erken halletti olmasi gerekenleri.Ama ben hazir oldugumu sanmiyorum,icimde halledemediklerim var.Ama biliyorum bu yolun sonu sonsuz huzur.Bu yaşımda bu güzel deneyimi yaşatan rabbime şükürler olsun…teşekkurler

    Liked by 1 kişi

  6. 3 haziran 2017 cumartesi, saat öğleden sonra 4 civarı. Kapıyı açtım gözlerim bir çift göze takıldı, zaman mekan büküldü sanki. Beş metre uzaklıktan, sadece gözleri vardı. Yanımda 6,5 yıllık ilişkide olduğum kişi vardı, ona döndüm ve “tanıyorum ben galiba bu adamı” dedim. Çay söyledik, erkek arkadaşımın çayını masanın ortasına bıraktı, benimkini gözlerimin içine baka baka önüme koyup elim yanmasın diye sapını çevirdi. Eve gittim, aklımdan çıkaramadım, O gün erkek arkadaşımı son görüşüm oldu, önce ara verelim dedim sonra da telefonda ayrıldım. “birini tanıyormuş gibi hissetmek” yazdım internete, Karşıma Burcu Hazer çıktı. : )
    Onu tekrar görmeliyim. Tekrar gidiyorum, yine zaman mekan bükülüyor. O gün siyah giyindiğini biliyorum, beyaz görünüyor bana. O zaman cafenin önünde açlık grevi yapan akademisyenlerin eylemi var, sürekli camın önüne gidiyor, sanki oradakileri polisten koruyormuş gibi hissediyorum. Sonra beni sürekli kabuslarımda koruyan bir varlık geliyor aklıma, ne çok benziyor diyorum. 3. defa gidiyorum, 4. defa gittiğimde daha önce rüyamda gördüğüm, bana kur’an’dan bir ayet söyleyen bir varlığı görüyorum yanında bir anlık.”etrafınızda sizi koruyanlar vardır, görmezsiniz”
    O gün “sanki seni her gördüğümde binlerce yıldır tanıyormuş gibi hissediyorum, sana da öyle geliyor mu?” diye soruyorum. “bilmiyorum, bazen” diyor. Bir şey var, bana hep acı çeken gözlerle bakıyor. Çıkarken arkamdan yine aynı acı çeken bakışlarla bakıyor. Kendimi yan tarafa zor atıyorum içiyorum, bir de kağıt kalem istemişim içimdekileri dökmem lazım, kendime yazıyorum. 14 yaşımda gördüğüm varlıkları ve onlarla birlikte bir kitap yazışımızı düşünüyorum ağlıyorum. Çünkü o kitaptaki kral karşımda duruyor, Ificar. Hayatım boyunca onu düşünmüş, onu beklemiş gibiyim. Gerçekten o mu? Sonra karşımda 14 yaşımdaki varlıklardan birinin “seçim yap!” deyişini duyuyorum. Kendime yazdığım şeyin sonuna iki cümle ekliyorum. “Bir amaç uğrunda yaratıldığını düşünmüyorsan arama, kendini çocukları ve masumları koruyabilecek biri olarak görmüyorsan beni asla arama” yazıp gidip ona veriyorum. Hayatımda yaptığım en çılgınca şey bu, yazdığım şeyi ona verirken yine siyah giyindiğini biliyorum karşımda sarı parlıyor. Cesaret.
    Arıyor, “öyle mi?” diyorum. “aramam onu göstermiyor mu?” diyor. “Yazdığın şeyi okudum, ben yazsam bu kadar yazardım herhalde dedim. Sen bensin, ben de senim sanki!”
    Sonra yaşını öğreniyorum 6 yaş var aramızda, hiç fark etmemişim. Ego devreye giriyor “olmaz” diyorum. “Bilmem lazım ne için karşılaştığımızı, çünkü ömrümü gözlerine bakarak geçirebilirim” diyor. “Belki sandığımız şey değildir” diyorum. “benim planlarım vardı, şimdi sensiz Ankara dışına bile çıkamam herhalde” diyor. Hayat amacını soruyorum “insanları özgürleştirmek için uğraşmak” diyor. Karşımda kolektif amacı olan biri var. “tamam buluşalım ama sadece aklını karıştırmış olabileceğim için, belki bir açıklama için” diyorum. Buluşuyoruz, “Zula” diye bir mekana gidiyoruz. Ben hayatımda ilk defa buluştuğum bu adama hiç de “normal” olmayan bütün hayat hikayemi anlatıyorum. Sanıyorum ki kendisinin farkında, rüyalarım, Ificar, insanları enerjisiyle koruduğu… O da bana normal şeyler anlatıyor. Normal dediğim, nasıl Anarşist olmaya başladığı mesela, nasıl ateist olduğu. Ben ona Kur’an dan ayetleri yüksek varlıkları anlatıyorum. O masada iki uç konuşuluyor. Sonra saat geç olmaya başlıyor. “Kaçırmak zorunda değilsin gözlerini, beni bir karanlığa attığın filan yok” diyor. O özgür, ben tutsak. Göz göze kalıyoruz, sonunda ellerimiz küllüğün yanında buluşuyor. Durakta ben annemle konuşurken bana telefonunu gösteriyor. Kapella. O güne dek ismimi bile sormamıştı. Bana hep Kapella demiş. Yazdığım kitaptaki onun kraliçesi olan kadının adını. Otobüs ayrılırken aklımda tek bir şey “Bana bu dünyada Ificar’ı yaşattın teşekkür ederim”
    Sonra eve gidip ağlıyorum, saatlerce kendime gelemiyorum. Ben ona layık değilim, biliyorum. Ayrılmaya çalışıyorum. “Ben seninle hayatımı birleştirmek istediğimi söylediysem bir günde değişmiyor bu, ömrümü gözlerine bakarak geçirebilirim dedim ve bu böyle” diyor.
    Tekrar buluşuyoruz, aynı yerde daha küçük bir masada el ele içiyoruz. O gün kendinde değil su gibi içiyor karşımda 1-3 oluyor, 3-5 oluyor ” sanki” diyorum “bana anlatmadığın bir şeyler var.” “Anlatcam,” diyor, gözleri doluyor, burnunun direği sızlıyor biliyorum çünkü benim de sızlıyor.
    “Ben İstanbuldayken bir liste yaptık arkadaşlarımla Suruç’ta eylem için, benim de o ara omurilik ameliyatı olmam gerekiyordu. Sonra bana telefon geldi ameliyat için uygun olan tek gün o gündü, ben gidemedim. Bütün arkadaşlarım, kardeşlerim gittiler. Sonra Suruç katliamı oldu, hepsini kaybettim o gün. Sonra duramadım orada eve gidemiyordum, sokağa bile giremiyordum. Tekrar sınava girip Ankara’yı yazdım. Bu defa da 10 ekim için bir liste yaptık, dolmuşun durmasına 5 dk kala yine patlama oldu. Orada da bir sürü arkadaşımı kaybettim.” O ağlarken elimle burnunu silmeye çalışıyordum. Biliyordum, içimde bir yerde hep biliyordum.”Sen korunanlardansın, bu dünyaya bazı insanlar bazı görevlerle gelirler ve onu yapana kadar da korunurlar.” diyorum. Bunu niye söylüyorum bilmiyorum bile. Çünkü o zaman bu konuya dair hiçbir şey bilmiyorum. Sarmaş dolaş çıkıyoruz oradan aramızda engel kalmamış gibi.
    O gün farketmediğim puzzle parçaları vardı aslında o masada, benim o ameliyat olmadan önce bir karabasanın elime basması ve göğüslerimde kistler çıkması. Karabasan değildi, oydu, enerji eşitlenmesiydi. Yanımda sürekli hissettiğim varlıkları hissedemediğim bir dönemde onlara “sürekli ortadan kayboluyosunuz, beni aldatıyo musunuz yoksa” diye şaka yapıp aklımda onu görüp “onun daha çok ihtiyacı varsa gidin tabi” deyişim. Vardı.
    O buluşmadan sonra onun bir bar tuvaletinde bir kızla birlikte olduğunu gördüm. Önemsemedim, nasıl gerçek olabilirdi ki, nasıl görmüş olabilirdim ki.
    Sonra tekrar buluştuk bana birkaç gün önce, sabaha kadar iş yerindekilerle birlikte bir barda kaldığını anlattı. Hiçbir şey söylemedim, gözlerine bakamadım. Yine ayrılmaya çalışıyordum, genç bir adamın hayatını yaşaması normaldi. O gün de ben bunun üzerine çok içtim “eve gidelim” dedim. “ne, hayır!” dedi. “Dışarı çıkıp seni ayıltma zamanımız gelmiş demek ki” dedi. Sonra beni metronun kenarına oturttu. “Kaç bana!” dedi. “Şaka yapıyosun” dedim. “asla özgürce görüşemiycez, o da olmadı sizinkilerle tanışayım” dedi. Güldüm. “o da olmadı nişan filan yapalım” dedi. “Sen evlilik karşıtı bir anarşist, değil misin?” dedim. Gözlerine baktım, ben senden nasıl giderim” dedim. “Gidemezsin” dedi. Zaman mekan yine büküldü…
    Tüm bunlar olurken ben sürekli onun hayatını harcamaya hakkım olmadığını düşünüp ayrılmaya çalışıyordum. Bir kez daha buluştuk, ben yine ayrılmaya çalışırken “Allah Allah niye yine böyle yapıyosun ki” dedi. Yanına oturdum “hımm, cami manzaran varmış, bende ateist adam niye Allah Allah diyor, diye düşünüyorum” deyip güldüm. “Evet, evdeki odam da cami manzaralı zaten.” dedi. Güldü. İkizalev karşılaşmalarında gerçekten hiçbir şey önemsiz değildi. Sonra ben İzmir’e gittim, o taşındı o zaman oturduğu evinden ve biz ayrıldık. Ateist bir adamın kendi ruhunu görebildiği yegane zamandı sanırım. Zaten Ramazanda karşılaşmıştık. Yıllar boyu hayatımda 1 Eylül’de bir şey yazacaksam, 1 Eylül’ün kasvetli havası var içimde diye başlardım. 1 Eylül’de ayrıldık…
    Sonrası ego devreye girdi. Bir yandan ruhun karanlık gecesini yaşıyordum, gece gündüz ağlıyordum, bir yandan sürekli mesaj atıyordum, küfürler hakaretler… O bir süre sonra cevap yazmayı bıraktı. Onunla karşılaşmadan önce rüyamda sürekli karanlıklara karşı savaşırdım, bu savaşlarda beni sürekli koruyan biri vardı, gözlerinden tanırdım onu… Artık beni koruyan adam yoktu, onun yerine bana karşı savaşmaya başlamış gibiydi. Odama geliyor saldırıyordu, uyurken, uyanıkken. Sonra onu unutup çekim yasasıyla yeni bir sevgili hayal etmeye başladım, sarı saçları olsun bu adamın dedim, mesela kaşının üzerinde piercing olsun, sakalları olmasın, şu kadar maaş alsın, sabah işe gitsin ki daha çok görüşelim, arada o gözümün önüne geldiğinde niye gitar çalıyor ki, daha küçük bir şey olsun…1 senenin sonunda Ramazanda bana msj attı. “Antalya’ya gidiyorum, buluşalım, keşkemiz kalmasın içimizde”
    Buluştuk, karşımda gördüğümde gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Upuzun saçlarının ucunu sarıya boyatmıştı, sol kaşının üzerinde bir piercing vardı, elinde bir ukulele kılıfı. Bir yere gidip oturduk “sakallarımı kesmemi istediler” dedi. Şu kadar maaş alıcam, sabah çalışıcam filan. İçimden “evet, evet biliyorum” diyordum. Sonra masanın üzerindeki bir şeye çekildi. Bir ıslak mendil “Zula” nın logosu vardı üzerinde, ilk buluştuğumuz yer. Güldü, “tesadüf,” dedi. Ona göre her şey tesadüftü zaten.
    Aradan birkaç ay geçti, bir sabah alarm sesiyle uyandım, yanımda o vardı, diğer yanımda kızıl saçlı bir kız. Anlam veremedim, bana göre o zaman bütün bunlar bir rüyaydı. Ben msj attıkça konuşmalar duyuyordum, görüyordum uzaktan. Sonra bir gün stalklarken o kızla resmini gördüm. Ağladım çok, kalktım namaz kıldım. O anında resmi sildi, sanırım ayrıldılar. Ben kendimin farkına vardım bütün bunlar gerçekti, uzaktan onu görebiliyor, duyabiliyor hissedebiliyordum. Bazen içip zeki müren dinlediğini duyuyordum, bazen gitar çalıp ağladığını. Bir gece dönmeye çalışırken bacağımın üzerinde kıllı bir bacak gördüm, yanıma döndüm o. : ) Bütün bunlar beyinin theta frekansıyla alakalıydı. Bilimsel olarak da açıklamalar yapılabilecek şeyler. Nasıl ki insanın gölgesi duvara yansıyorsa iki boyutlu, 5d’nin izdüşümü de buraya yansıyordu 3 boyutlu. Ben fizik okumuştum bu yüzden yaşadığım her şeyi bilimle de açıklayabilmeliydim.
    Bu noktada kendimi temizlik aşaması başladı. Meditasyonlar, dualar, idrakler, çekim yasasıyla yazılımcı sevgili hayal etmeler… : ) Çünkü hala hiçbir şeyi kabullenmiş filan değildim. 1 yıl sonra msj attı “yazılım öğreniyorum” “Evet, evet bu hikayeyi yaşamıştık zaten, sen sosyalci değil miydin?”
    Sonra kabul ettim, kimi istersem isteyim o gelecekti karşıma. Son bir yılda sonunda o birlik haline ulaştım ve neden daima bana materyal şeylerle geldiğine kafa yormaya başladım. Misyonumuzun parçasıydı bu, yukarıda birlikteydik, dolanık parçacıktık, dünyada kat kat enerjiyi, iyileştirmeyi, korumayı ve özgürleştirmeyi yapıyorduk. Gördüğüm karanlık rüyalar astralde, dünyada bir sonraki olabilecek karanlık olaylardı. Depremler, patriotlar, hastalıklar, çocuklar…O dünyanın enerjisine bağlıydı bedeniyle, ben öte aleme ama biz birbirimize. Bedenlerimiz enerji frekansları arasında görevli bir yoldu. 5D ile Gaia’nın ley hatları arasında.
    Hala arada bir ağlıyorum ama artık başkasını hayal etmiyorum. Hala arada bir kızıyor ama odama gelip de saldırmıyor, kabus görüyorsam beni koruyan yine o oluyor. Bütün küfürlerime, hakaretlerime, günlerce, aylarca, yıllarca obsesifçe msj atmama rağmen orada öylece durup bekleyen adam. Yakın da olsak, uzak da olsak içiçeyiz, sarmaş dolaş ruhlar.
    Buraya kadar sabırla okuyan olursa söylemek istediğim bir şey var, geçtiğiniz yol misyonun kendisi zaten, büyük bir parçası.
    “Birbirine dolanık iki parçacığı birbirinden ayırıp evrenlerce uzağa da koysanız, birinde bir değişiklik yaptığınızda diğeri de değişir.” Einstein

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s