Sevgi Üzerine

Sevgi kelimesi ile ilk tanıştığımda orta okula gidiyordum. Leo Buscaglia’nın sevgi üzerine yazdığı kitapları okuyor, bir universitede sevgi kürsüsü olması ve onun da başkanı olması gerçeği ile cebelleşiyordum. Hiç ülkemizde böyle bir üniversite var mı demiştim kendi kendime. Olsaydı ben ders vermek isterdim.

O kitaptan alıntı sözler uzun zaman aklımdan çıkmadı, sonra o hafta taksimde ilk buluşma için arkadaşımı beklerken yanıma bir adam geldi. Bana taksimde farklı dinlere mensup kıyafetler giymiş kişileri işaret ederek İngilizce konuştu. Her nedense benim İngilizce bildiğimden çok emindi. “Onlara benzemeyi mi tercih ederdin” dedi. Bu konuda ne düşünüyorsun.

Ben de henüz pek fazla fikrim olmadığını ama ters giden bir şeyler olduğunu düşündüğümü söyledim. O da dedi ki… biliyor musun…HAYATTA EN BÜYÜK DİN SEVGİDİR… Sonra da bana bir sevgi profesörü olduğunu ve taksimin göbeğindeki o yurt dışı toplantılarının yapıldığı büyük otellerden birinde konferans vereceğini istersem gelebileceğimi söyledi. Konferans saatini kartına yazarak bana uzattı.

Bu sevgi üzerine düşünme ve tatlı tesadüfler hiç bitmedi. Sevgi üzerine şiirler yazmaya hatta ilahi tarzı uyaklı dizeler veya maniler gelmeye başladı. Krishnamurti diğer okuduğum kitaplar arasına girdi… Sonra baktım herkesin sevgi hakkında bir fikri var… Hiçbirine tam olarak kendimi veremedim diyebilirim.

Sevgi konusunda yazılanlar teorik miydi bilemiyorum. Bunu yazan kişiler bunu gerçekten deneyimlemiş miydi veya ne onları bunları yazmaya itmişti… Sevgi tarif edilebilir miydi bilmiyorum. Ben daha ziyade sevginin ne olduğunu anlamaya çalışarak bir ömür geçirebileceğimi düşünmüşümdür.

Şimdilerde nedense herkesin aşkı en büyük, onunkinden büyük aşk yok gibi. Bunun üzerinden bile ayrımcılık yapılıyor ve ego dinamikleri yürütülüyor. Sevginin sakin bir enerjisi olduğunu düşünüyorum ben, siz ne dersiniz? İkiz alev süreci ise sevginin ne olup ne olmadığını anlamak için biçilmiş bir kaftan. Belki de 30 yıldır bu konuda düşünüyor ve yazıyorum fakat size hala elle tutulur bir tavsiyede bulunamam.

Tek bildiğim “Sevgiden Yaratıldığınız” ve bunu başka yerlerde, başka şeylerde arayarak sevginizden ödün verdiğiniz, onu harcadığınız ve kendinizi eksilttiğiniz. Sevdiğim biri var elbette… bana sadece sevgi duygusunu yaşatan ve diğer olumsuz duyguları azaltan… Hayattaki en büyük hazinem de budur…

 

5 Yorum

  1. Çok hoş💞 Yıllar önce sevgi konferansı verme fikrimiz vardı arkadaşımla. Sevgi nedirin cevabını uzun uzun duyumsayıp bulmaya çakışırdık. En son geldiğimiz noktada: Sevgiden yaratıldığımızı ve tanrının içimize ektiği ve ona yaklaştıkça çoğalan, ışığıyla coşan, coştukça herşeyi aşan “aşkın sevgi”yi tanımlamak kişinin sevgi frekansına göre değişen, kişiye özel bir süreç olabilirde bileşmişti düşüncelerimiz. Yani ne kadar insan varsa o kadar sevgi çeşidi olabilir🥰Seviliyorsunuz❤

    Beğen

  2. İkiz alev yolculuğumda duygusal derinliklerimde fark ettim:
    En iç katmanımda hep var olan, ama doğduğum andan beri hep başka şeylerle üzeri örtülmüş, ve bu duygu içgüdüsel bir şekilde tüm hayatımı yönlendirmiş, aslında her yaptığım veya yapmayı hedeflediğim şeydeki gerçek amacım bu duyguya tekrar ulaşmak, hissetmek ve yaşamakmış.
    O duygu her insanın içinde var; fakat üzerine perdeler duvarlar örülmüş, bilinç düzeyine çıkamamış.
    Bu öyle bir duygu ki her şeyin özü, her şeyin doğduğu çoğaldığı yer, bir yuva, aile, kucak, aidiyet, sonsuzluk, sınırsızlık… Sevgi ile aşk ile şefkatin ayırt edilemediği bir duygu.. Dünyadaki yansıması ile hasret…

    Beğen

  3. çok doğru hasret…dünyada ki yansıması ,ikizalevimden ayrı düştüğüm andan beri kalbimdeki asli bilginin O’nunla ilgili olduğunu ve yine Önce Sevgi ve sonrasında da Bilgi’ye ulaşmanın bu hasret (doğduğumdan beri var olan ) frekansını da aşmak ve bu yüzden yapılması gerekenin de her şeyi olduğu gibi kabullenmek olduğunu anladım….

    Beğen

  4. Yıllar önce bir rüya görmüştüm, yanımda ruhsal rehberimle yürürken bir kılıca rastladım. Kılıç çok büyüleyiciydi ve ben onu almaya yeltendim. Rehberim beni durdurdu ve “muhtemelen seni yok ederdi,” dedi. Hem şaşırdım hem üzüldüm. Sonra bana; ” İyileşebilecek olanları iyileştirecek, iyileşemeyecek olanların gücünü azaltacak ya da yok edecek bir kılıç,” dedi. “Kılıç sevgiden yapılmıştı, Mikail’in kılıcı ve sadece hak edebilen, çok yüksek bir sevgiyle dolu olan, yüksek olan varlık kullanabilir. Dünya’da da sevgi böyledir,” dedi. “Azar azar alır insan daha yüksek halini taşıyabilinceye kadar, birine çok yüksek bir sevgi verirsen iyileşebilecek olanı iyileştirir ama iyileşemeyecek olanın gücünü azaltır ya da yok eder.”

    Beğen

olivinevillage için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s