RUHUN FİLOZOFİSİ

Filozofi kelimesi felsefe ile eş anlamlı olarak kullanılan ve yunancada sevgi ve bilgi kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşur. Ben de bu sayfamda sevgi çerçevesinde size ruh ile ilgili bilgiler vereceğim.

Bu yazılarımdaki dili herkesin anlayabileceği düzeyde tutmak sanırım buradan aktarılmak istenilen bilginin veya verilen mesajın doğru yerlere ulaşması ile ilgili elzem bir konuyu içeriyor.

Ruh nedir isterseniz bunu kavramaya çalışarak bilgi dağarcığımızı tazelemeye başlayalım…

RUH NEDİR?

Ruh, farkındalığa indirgenmiş bilinç seviyesidir. Ruhumuzun uzantıları ve katmanları vardır. Dünyevi boyutta deneyimlediğimiz, fiziksel beden seviyesinde rezone eden ruhumuz bizim var oluş şeklimizin en alt katmanıdır.

Bu alt katman bizim fiziksel, mental ve duygusal bedenimiz ile beraber rezone eder, yani onlarla bir bütündür. Bundan dolayı ruhumuz, aynı fiziksel bir beden gibi her zaman bizimledir. Bir de “spirit” dediğimiz tanrının yaşam gücünü temsil eden bizim can diye tanımladığımız kısmı vardır ruhumuzun. Bu gözlerimizdeki ışığı da açıklar.

Her yaşayan canlıda spirit vardır ama her canlıda soul yani ruh yoktur. Örneğin bitkinin bir canı vardır ama ruhu bizim anladığımız anlamda insan ruhu ile kıyaslanamaz. Bunu can ile ruh arasındaki farkı anlatmak adına örnek olarak verdim.

Ruhumuz bizim evrimleşen, gelişen, hiçbir zaman ölmeyen parçamızdır. Oysa diğer tüm bedenlerimiz, can enerjimiz de dahil olmak üzere ölümlüdür. Ruhumuz en engin bilinç seviyemizdir. Her şeyi bilen ve gören bir göz gibidir ve bize hep doğru yolu gösterir.

RUHUMUZU NASIL ALGILARIZ?

Ruh nerde göremiyoruz diyebilirsiniz, bu sizin için irrasyonel bir kavram olabilir. Biri öldüğünde ruhunun burada kaldığını düşünebilirsiniz fakat bu doğru değildir. Burada geçici süre ile kalan sadece süptil bedenlerdir ve kırkı çıkmak tabiri de buradan gelir. Yani süptil bedenin de dünya düzlemini terk etmesi…

Ruh ölüm halinde kendi monadına geri döner. O zaman yaşarken ruhumuzu algılamak, bizim için bir muammadır. Çünkü bu konuda yazılan çizilen birçok bilginin arasında kaybolabilir asıl olanı gözden kaçırabiliriz…o da ruhumuzun yaşarken bizimle birlikte olduğudur.

Ruhu algılamanın en iyi yollarından biri henüz mental beden devreye girmeden yani düşünce süreci başlamadan, aslında daha doğrusu algımız açılmadan, sabah uyandığımızdaki birkaç saniyedir. Yüksek ihtimal monadınızdan geri dönen ruhunuzu bedeniniz karşılamıştır.

Yani derler ya insan her gün uyuyunca ölür sonra yeniden doğar bunda bir haklılık payı vardır. Monad bilinci ile bağlantı kuran ruh uyku halinden uyanıklık haline geçerken hala hissedilir halde olabilir. Aslında ölünce tam olarak monad ile birleşen ruhumuz bu ısınma turlarını uykumuzda da yapar. Bir şeyi hatırlayarak yada bilerek uyanmamız yada gördüğümüz rüyalar tamamen bununla ilgilidir.

Ruhu algılamak için özümüzden gelen kor enerjisine uyumlanabiliriz yada kalbimizin sesini dinleyebiliriz. Bazen aynaya baktığımızda ve kendi gözlerimize kenetlendiğimizde ruhumuzu görebiliriz. Onun geçirdiği evrimleri tek tek izleyebiliriz. Ruhumuz ve biz ayrılmaz bir bütünüz.

Ruhumuz, duygularımız, zihnimiz ve fiziksel bedenimiz enerji bedenimizi oluşturur. Dolayısıyla enerji bedenimiz ruhumuz değildir. Şöyle ki enerji bedenimiz duygusal bir travmadan bize izler sunabilir. Auritik alanımız bize geçmiş yaşantılarımız ve deneyimlerimiz hakkında birçok bilgi verir fakat bu ruhumuza kodlu değildir.

Ruhun yüksek parçaları sizin de bildiğiniz sürece yükseliş sürecinizde entegre olduğunuz halleridir. Bu yükseliş süreçlerinde de aslında ruhumuzun varlığını algılarız ve ondaki değişimi hissederiz. Bu değişim çok kalıcı ve ilahidir. Yüksek ruhlar her zaman enerji beden olarak yüksek frekansta titreşirler.

Ruh enkarnasyonunuzda ilk renginiz bir ömür boyu aynı kalsa da, yani aura renginiz değişmese de, yükseliş sürecinde farklı frekanslar ile etkileşim içerisinde kalabilirsiniz. Bu da auritik alanınızdan hemen fark edilir. Örneğin yüksek bir ruh olarak gelmişseniz aura renginiz mor olacaktır. Başka yüksek enerjiler ile iletişim içerisine girdiğinizde de bu mor renk üzerine ışıltılar alabilirsiniz.

ENERJİ BEDEN İLE RUHUN BAĞLANTISI?

Enerji bedenimizi şöyle tanımlamak size en yakın olacaktır, nasıl DNAlarımız, hücrelerimiz ve elementler bedenimizi oluşturuyorsa, gene aynı unsurlardan oluşan morfogenetik yapımız da enerji bedenimizi oluşturur.

Enerji beden ile ilgili spiritüel yaklaşımlar bu yazının konusu değildir. Bu yazının konusu Enerji bedenimizi algılamak, tanımak ve öğrenmek ile ilgilidir. Enerji bedenimiz bizi ruhumuza bağlayan en önemli unsurdur.

Enerji bedenimizi kullanarak ruhumuzun daha üst katmanlardaki var oluş şekillerine ulaşır ve onları dünya düzlemine topraklarız. Bu bir yükseliş süreci gibi algılansa da tam tersine bu bir iniş sürecidir, indirgeme sürecidir. Ruhumuzun daha üst katmanlarda kalan parçalarını burada bu bedenimize indirgeriz.

Böyle bakıldığında yükseliş ve indirgeme süreçleri birbirinin içine geçmiş, birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelir. İkiz alevlik daha ziyade bir indirgeme sürecidir. 5. boyuttaki ruh formunuzun 3. boyuttaki ruh formunuza uyumlanmasıdır bunun için de bedenin psikolojik, karmik ve enerjitik olarak hazırlanması gerekmektedir. Bu da ikiz alev yolculuğunuzu simgeler.

Hiçkimsenin enerji bedeni temel unsurlar dahilinde bir diğerinden farklı değildir. Yani nasıl insanın iki kolu iki bacağı varsa enerji bedenleri de bu şekilde orjinalinde aynı formdadır. Enerji beden farkındalığı iç görü ile olabileceği gibi bilinç düzeyinde de algılama ile olabilir.

Enerji bedenin fiziksel olarak insanın parçaları oluşmaya başladıkça oluştuğu ve ruhun daha sonra indiği söylenir. Dolayısıyla buradaki ruh zeminini fiziksel ve enerji beden beraber oluşturur. Bir bebeğin anne karnında sevildiğini hissetmesi de tam da bununla ilgilidir.

Ölümden sonra ruha neler olduğunu merak ediyorsanız reinkarnasyon ve regresyon isimli kursu alabilirsiniz.

SEVGİ ENERJİSİ

Sevgi veya aşk enerjisi yaratımın temel taşlarını oluşturur. Titreşim ve frekans konusunda uzmanlık yapmış kişiler sevgi enerjisinin farklı bir titreşime sahip olduğunu söylüyor. Hayvanlarda daha net yakalanabilen bu enerji bir annenin çocuğuna duyduğu sevgi ve onu bakıp kollama iç güdüsü ile birleşince ortaya muazzam bir koşulsuz sevgi enerjisi ortaya çıkıyor.

HER HAKKI SAKLIDIR. İZİNSİZ OLARAK KOPLAYAN VE KULLANAN KİŞİLER FİKRİ ve SINAİ HAKLAR KANUNUNA GÖRE SUÇ İŞLEMİŞ SAYILACAKTIR.